HOSGELDİNİZ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



GÖNÜLDEN SATIRLAR..

11/5/2008 - İnsan için biricik teselli ve neşe kaynağı "GÖZYAŞLARI" dır

Kategori: makale

İnsan için biricik teselli ve neşe kaynağı "GÖZYAŞLARI" dır. Doyulmayan
manevî hatların galeyana-cuş'a- gelişiyle göz pınarlarının akışı.. Ne tatlı
ne hoş...

Gözyaşları! Bazen inci taneleri gibi bir gözden damla damla akar, diğer
gönlü ateş gibi yakıp kül edersin. Maddeleşmiş kafalarıyla kimyacılar senin
analizini yapamaz. Ancak O'nun "Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar az
gülerdiniz" sırrına vâkıf olan basîret sahihleri seni çözebilir.


Göz yaşları'nın en büyük düşmanı "gülmek" tir. Atom bombası yeryüzünün
verimli topraklarını verimsiz hale getirip, havayı suyu nasıl bozuyorsa;
gülmek de ruh ve beden ülkesinin merkezi olan kalbi ve ondaki mürüvvet,
hamiyyet ve muhabbet duygularını tahrib eder. Mürüvvet ocağı olan kalbi
harâmetler karargâhına çevirir.

Çileli bülbüllerin yanık sesleri gibi sedâlanan sesler yerine baykuş
seslerini andıran sesler çıkartır. İşte o zaman kalp ölmüş demektir, ölü
kalbin penceresinden yas çıkar mı?
Kalbi ölenlerin kalıbının taştan ne farkı olur? Şu kalıpları insana
benzeyip, sûretleri değişenler...
Siz insanlığı arayan insanlara insan olduğunuzu ne ile ne zaman ispat
edebileceksiniz?


Söyleyen ne güzel dile getirmiş:

"Yıllar yılı dolaştım gönül ülkelerinde

İnsanlığı aramışım insan gölgelerinde."

Eller hep boş, ümitler suya düşmüş vaziyette insanlardan insanlık
bekliyoruz. Beyhude.. Zira niçin yaratıldığını bilmeyenler niçin
yaşadıklarını bilebilirler mi?
Ne garip tecellilerle dolu bir hayat. Gülmeğe herkes "Gönüllü asker",
ağlamaya gelince "Vakitsiz teskere" ister durumda. Ağlamasını unutmuş garib
bir nesiliz.
"Yaş çıkmayan gözden Allahım sana sığınırım." diyen bir Yol gösterici' nin
tabileri değil miyiz?


Hani seccademize döktüğümüz billûr damlalarını andıran gözyaşlarımız? Hani
kırdığı bir kalp işlediği bir günah yüzünden gözleri yaşlarla dolup
çağlayanları andıranlar...

Hani yastığının örtüsünü geceleri göz yaşlarıyla yıkayanlar?

Gülenler! Gülüşlerinizden bile ümitliyiz. Şimşeklerin ve gök gürültülerinin
yağmur yüklü bulutları haber verdiği gibi gülüşleriniz de bize
gözyaşlarınızı müjdeliyor... Bekliyoruz... Ömrümüzün nihayetine kadar da
bekleyeceğiz... Bir göz ve bir damla yaş... Ne girift bir bilmece...

Hep cesedi ölenlere ağlanıyor da maneviyatı ölüp "İki ayaklı canlı cenaze"
olanlara ağlanmıyor? Asıl ağlanması gereken onlar değil mi?

Gözyaşları... Sen nelere teselli kaynağı, kimlere' ümit sığınağı olmadın?


Yetimlere, boynu büküklere, mazlumlara ettiğin dostluklar yeter. Gel, ne
olur... Biraz da senin hasretinle yananlara dost ol...
 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/5/2008 - Tovbe yapmis oldugumuz gunahlara pismanliktir. Allah'a donmektir

Kategori: islam

Bizler; aciz, hatali kullariz.

Nefsin heva ve hevesi, seytanin vesveseleri bizlerin gunah deryasina
dalmamiza vesile oluyor.
Ama Rabbimiz bizlere cok buyuk firsatlar vermistir bu gunahlarimizdan
kurtulabilmemiz icin.
Ve bazi gunleri, geceleri hatta aylari bu gunahlarimizin affi icin vesile
yapmis nimetlendirmistir bu gün ve aylarda. Rabbimizin ne kadar buyuk
merhamet sahibi oldugunu, bizleri affetmek icin firsatlar verdigini
biliyoruz. Yeterki biz bu firsatlari degerlendirmesini bilelim.


Rabbimizin bize sundugu buyuk nimetlerden biriside "tovbe" dir.

Gunahlarimizdan dolayi kararmis, kirlenmis kalbimizi tevbe suyu ile
yikayalim. Rabbimizin bu nimetinden faydalanalim.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) buyuruyor;

"Allah-u Teala'nin katinda gunahkar muminin tovbe sesinden daha sevimli bir
ses yoktur.
O kul "Ya Rabbi" diye nida ettiginde, Allah-u Teala "buyur ey kulum"
buyurur.

Tovbe yapmis oldugumuz gunahlara pismanliktir. Allah'a donmektir. Tovbe
sadece dil ile degil
kalp ilede yapilmalidir. Tovbede en onemli sart pismanlik ama kalpten
pismanliktir.

"Ey iman edenler! Hepiniz toptan Allah'a tovbe ediniz, umulurki kurtulusa
erersiniz"

(Nur 31)


"O kullarinin tovbesini kabul eden, kötu hareketlerini bagislayandir"

(Sura 25)


"Ey iman edenler! Tam dogru ve temiz bir kalple sahih bir tovbe ile Allah'a
tovbe edin.
Böyle yaptiginiz takdirde olurki Rabbiniz gunahlarinizi orter. Sizi altindan
irmaklar akan cennetine kor.."

(Tahrim 8)



Ebu Musa Esari(r.a)'den rivayet edilen Hadis-i Serifte Peygamber
Efendimiz(s.a.v) söyle buyuruyor:

"Allah'u Teala gündüz günah isleyenlere tövbe etmeleri icin gece kudret
elini uzatir.
Gece günah isleyenlere tövbe etmeleri icin gündüz kudret elini uzatir. Bu
durum günes batidan doguncaya kadar devam eder."


Tovbe kapilari kapanmadan once islemis oldugumuz gunahlarimiza tovbe edelim.
Bu tövbe suyu ile nasiplenelim. Tövbe ettikten sonra sayet kul hakki varsa
uzerimizde o kisi
ile helallesmek, hakkini vermek gerekir. Her müslumanin yapmasi gereken
farzlarin kazasini eda etmemiz gerekir. Namazin kazalarini kilmak,
tutmadigimiz orucu tutmak gibi.


Imam-i Fahreddin Razi hazretleri tovbenin kabulunu su sekilde beyan
etmistir:

1-Gunah affolur(Rabbimizin izni ile)

2-Tovbe uzerine sevap verilir.

Her yaptigimiz gunah; kalbimizi karartir, kalbimizi katilastirir, kalbimizde
yaralar acar.
Bizler aciz kullariz, Peygamberler haric gunahsiz insan yoktur. Önemli olan
günahlarimizin farkina varabilmek, bu gunahlarimizi en aza indirmek. Kul
Allah'tan uzaklastikca günaha meyili artar.
Ne Rabbimizden nede Peygamber efendimizden uzaklasmayalim.
Onlarin sevgisini her daim icimizde yasatalim. Bu tövbe nimeti ile
nimetlenelim.


Bu kararmis kalbimizi

"Ya Rabbim! Yapmis oldugum gunahlarima pismanim.
Senden af diliyorum.
Sen affedicisin, affetmeyi seversin benide affet"

sözleri ile dökülen göz yaslarimiz ile yikayalim.

Rabbim cümlemizin günahlarini affetsin ...
tövbelerimizi makbul ve kabul eylesin.
Rabbim bizleri Kendisine layik bir kul, Peygamber efendimize layik bir ummet
olmayi
cumlemize nasip etsin. Yarin mahkeme-i Kubra'da "bu kalp ilemi geldin?"
sözünün pismanligini bizlere yasatmasin. Büyük muhassebeden once kendimizi
hergün muhassebe edip, kendimize ceki duzen vermemizi nasip
etsin....AMIN!!!!


Ya Rabbim!

bizler aciz, bizler günahli kullariniz.
El acip Sana yalvariyor, Senden af diliyoruz.
Biliyoruz ki senden baska siginacagimiz kapimiz yok.
Bizleri bu kapindan geri cevirme Allahim!
Bu günahkar ellerimizi sana acmaya,
Bu günahkar kalbimizle senin huzuruna gelmeye utaniyoruz.


Bizleri Affet Allahim !

Affet Allahim !

Affet Allahim!

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/5/2008 - islam'da böyle giyim yer yoktur hanımlar!!

Kategori: YAZILARIM

selamun aleykum...
 
bu yazıyı yazmak uzun zamandır aklımda idi.. ancak ne zamandır çarşıya çıkmamam beni olayın vehametinden habersiz kıldı diyebilirim.. geçenlerde dışarı çıkıp istanbuldaki bir ilçe çarşısına gittiğim ve bir de alışveriş merkezlerinden birine gittiğim an kelimenin tam anlamıyla donakaldım..
 
evet.. uzun süredir tesettürde yozlaşmanın farkında idik..hepimiz az ya da çok bunu yaşıyoruz.. etkileniyoruz...nitekim medya da bunun  farkında ve 'muhafazakar sosyete' vs vs gibi adlarla muhafazakar denen kesimdeki lüks tüketim çılgınlığı ile ilgili haberler yaparak olayın suyunu çıkarıyor..
 
olayın vardığı boyut içler acısı..inanın bir komedi.. size aşağıda sıralamaya çalışacağım konulara belki siz de eklemeler yapacaksınızdır.. ama benim gözlemlediklerim şunlar oldu..
 
- daracık kot pantalonlar üzerine kısa ceketler giyerek oluşan giyinik çıplaklık..
 
- aşırı derecede makyajlar ile oluşan komik yüzler
 
-kısacık eteklerin altına çorap giymeden veya incecik çoraplar ile  oluşturulan tesettürsüz durum
 
- floresanlı renkler olan turuncu ve parlak yeşil gibi renklerle oluşturulan zevksiz renk komedileri
 
-her kıyafetin ayrı bir ünlü markadan oluştuğu her halinden belli olan ve sadece kıyafette marka kokan yaklaşımlar..çantalar..
 
- ve belki de bunlardan daha da üzücü bir durum.. küçük dağları ben yarattım edasında burunların havada olduğu yürüme , alışveriş, konuşma tarzları...
 
nerede kaldı bizim yüce dinimizin tevazu, güzel ahlak ve serveti gösterme değil saklama eğilimindeki yaklaşım..
 
bunları  yazarken ben mükemmelim kusursuzum falan demiyorum..hepimizin az ya da çok hatası vardır.. ancak şu an piyasada görülen durum aşırıcı derecede zevksiz ve aşırı derecede şatafat kokan tesettürlü hanımlar.. inanın birçok başı açık hanım daha tesettürlü şu an..
 
 daha fazla dayanamayıp bunları yazarken tek amacım biraz olsun o hanımlara sesimi duyurabilmek ve komik durumumuzdan sıyrılabilmek..
 
lütfen biraz daha dikkatli olalım..lütfen ve tekrar lütfen...
 
bu yazıyı makul ve mantıklı buluyorsanız siz de tüm tanıdığınız tesettürlü arkadaşlarla paylaşarak genel hassasiyetimizin artmasına yardımcı olalım.. yok söylediklerime katılmıyorsanız tabi ki hiç okumamiş olun ......
 
( dip not: olay sadece hanımlar endeksli bir sorun olmamakla beraber ben bir bayan olarak samimi duygularımı ifade etmek istedim.. )
 
selam ve dua ile

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2008 - Allah (c.c.) nun gönderdiği emirlerle alay edilir oldu..

Kategori: YAZILARIM

Ne mutlu kamil manada "ben müslümanım "diyenlere ve müslümanlığı gereklerini
yerine getirenlere....


O müminler kurtuluşa erenlerdır ,hem bu dünyada hemde ebedi hayatlarında ...


Yaşadığımız Asrın'da ,çok büyük belalar,musibetler karşı-karşıya kalmış
bulunuyoruz...


Bu musibetlerden kurtulmamızın bir tek yol var,bu yol da Allah (c.c.)çizdiği
yoldur...
İnsanlık Alemi bunca yıldır ektiğini biçiyor...


Yaptığı yanlışlar,işlediği günahlar yüzünden haddi aştı, yapılan
yanlışlıklar çok fazla...


Artık öyle bir noktaya gelindi ki,bu noktadan sonra azap kaçınılmaz oldu...
Zülüm almış başını gidiyor..Hak ve Adalet ortadan kalkmış,güçlü den yana
kullanılır olmuş...


Fuhşiyat,zina ve her türlü ahlaksızlık normal bir olayı gibi yaşanır oldu...
Bütün rezillik ve fuhşiyat en doğal hakkı olarak kabul ediliyor...
Allah (c.c.) na ortak koşma arttı..


Dünya parselendi..Allah (hasa)"şuraya karışır,buraya karışmaz (hasa) Allah'ın
şu sözünü kabul ederiz


fakat şu sözünü kabul edemeyız,"biçiminde O'nunla pazarlık yapmaya
başladılar...


Allah (c.c.) nun gönderdiği emirlerle alay edilir oldu..
Gerçek manada inananların sayıları ,çok ama çok az....


İçinde bulunduğumuz Felaket Asrı,belanın gelmesine adeda davetiye
çıkarmıştır...


Talep edildiği içinde,gelmesi pek yakındır...


Müminler olarak bu musibetlerden kendimizi nasıl korumalıyız ?
Bizi asıl ilgilendiren konu burasıdır..


Geçmış ümmetleri helak eden sebepler vardı...


O ümmetlere felaket geldiğinde aralarında az sayıda kamil manada inanmış
müminler bulunmaktadır...


Bu zor zamanlarda bizim yapmamız gereken,O'na (c.c. )sığınmak ve O'ndan
yardım istemek...


Biz Rabbimize inandık...O''ndan başkasına tapmadık...Ve tapmayacağız...
O'ndan başkasından yardım talep etmeyeceğiz...


Yaşadığımız sıkıntı ve sorunları aşmak için tek kalb,tek yürek olarak
Rabbimize yönelelim,P'ndan isteyelim...


O'nun (c.c.) yardımı inşallah her zaman bizim üzerimize olacak...
Varsın bütüm dünyayı toplasınlar en modern silahları ve imkanları ile
gelsinler...


Onlar bu vahşetlerini yaklaşık olarak bir asır önce de bizim milletimize
karşı uyguladılar...


Her zamankinden daha çok dua ihtiyacımız olduğu bir dönemde yaşamaktayız...
Kendi aramızdaki kısır çekişmeleri,ayrıntılardaki görüş ayrılıklarımız bir
yana bırakarak,
topluca Alemlerin Rabbinin huzuruna yönelelim...


selam ve dua
 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/5/2008 - Hislermi bitti yoksa robotmuyuz..‏

Kategori: makale

Teknolajinin başdöndürücü bir hızla dakika dakika ilerlediği bir dünyada insanca duygulara olan özlem ben de her geçen gün biraz daha kabarıyor. Modern teknoloji, modern hayat, modern iletişim, modern bilim bizleri kanatlarına almış uçururken bir de bakmışsın ki çölün ortasına atılmışız bile.

Bilgisayar sistemleri, cep telefonları, yolda yürüyecek boş yer bırakmayan arabalar, kilitlenen şehirler, göğe doğru yükselen uzun beton yığınları kuşatmış çevremizi.

 

 Teknolojideki gelişmeleri günü gününe takip edelim derken unutuvermişiz güzelim yeşil doğayı, şırıl şırıl su seslerinin vermiş olduğu hazzı tanımayamaz olmuşuz.

 

 Kuş cıvıltıları siren seslerine karışmış bizim köyün havasını kimse solumaz olmuş. Öylece bakıvermişiz olup bitenlere ve umursamaz tavırla geçip gitmişiz.

Televizyon ekranlarında, gazetelerin üçüncü sayfalarında o kadar çok ölüm görmüşüz ki, el kol parçaları, kanlı vücutlar, insan feryatları, gözyaşı, silah sesleri, ambulans çığlıkları bütün bunlar bizde his bıraktı mı dersiniz?

Eskiden olur olmaz her şeye gülmek psikolojik bir soruna alametti. Şimdi her an her kanalda gösterilen dizi filmlerdeki mecburi kahkaha efektleri gülmemiz gerektiğini hatırlatıyor. İnsanların sırıtmaktan dudakları donuyor.

Önceleri memleketin bir uzun havasında hüzne dalardı özlemle dolan gözler, bir şiirle kanat takıp uçuverirdik duygu pınarlarımızı coşturan sevgiliye, dosta, memleket hasretine.


Şimdi menzili bilmem kaç km. eden füzelerin hedefindeki masumların haykırışlarına bakar olduk, hıçkırıkları duyar olduk, evet evet ben bunları çok seyrettim. Irak'ta, Bosna'da, Afganistan'da, memleketimde seyrettim. Şimdi bakıyorum gökyüzüne koca bir boşluk, havada sarı duman ve yoğun bir amonyak kokusu, sahi uçurtmalar vardı orada, nerdeler şimdi?


Postacı ha geldi ha gelecek sabırsızca beklerdik. Sevdamız derin ve yüce bir yükselişin, bekleyişin, özlemin, elemin, kavuşmanın, ayrılığın, hasretin, gurbetin içinde olgunlaşırdı. Duygu iliklerimize kadar işlerdi.

Oysa şimdi o uzun havalar, o gerçekten dokunaklı şiirler, o tatlı bekleyişler, o derin hüzünler, sevinçler, hasretler, özlemler, kuşlar, böcekler hepsi bir bir pörsüdü, sıradanlaştı, tükendi, bitti.

 

Gülmenin, eğlenmenin, üzülmenin, korkmanın, erdemli olmanın, acının, tatlının, ekşinin, iyinin, kötünün, yalanın, doğrunun, güzelin, çirkinin hepsinin cılkını çıkardık. Doğrudan, iyiden, güzelden, sevdadan yana ne var ise şüphe ile karşıladık.

 

Yalan, dolan günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası oldu. Şaşıracağımız, hayrete düşeceğimiz, insan olarak bizi gerçekten etkileyecek ne kaldı. Dehşet görüntüleri mi, gülmemiz için efekt gönderen diziler mi, şu mu, o mu, evet o! Ohoo.. Onu kaç kere gördük...

Usta bir yazarımızın dediği gibi "Karakışta yeşil hıyar, olgun domates yedik. Hiçbir şeyin vakt-i amanı kalmadı. Mevsimlerin insanlara yaptığı fenalıkları bile unuttuk."

Yaşadığımız hayat bizleri otomatiğe bağlamış gibi düğmeyle hareket eder olduk. Her şeyi komutla yapacağız başka türlü hareket edemezsiniz. Denize girilecek, konsere gidilecek, şu kitap okunacak, bu elbise alınacak, bak burada oturacaksın, şu espride güleceksin unutursan sana kahkaha efekti hatırlatır merak etme... Acaba biz robot muyuz?

İnsanlık uçurtmadan habersiz havaya bir şeyleri uçurarak mı gelişecek? Ne korkunç. İtiraf ediyorum çok korkuyorum anne..



Muharrem Yılmaz

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

uzak diyarlardan ,Mevlam lütfü ile islama giren bir kardeşiniz ben.. paylaşmak çok seviyorum..hep beraber,daha güzel yarınlar yaşamamız dileği ile Allaha emanet olun Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

  • DUA
  • islam
  • makale
  • SIIR
  • YAZILARIM
  • Arkadaşlarım


    siiringozyaslari

    xsir

    sehadetpinari

    hasanbeyan

    dualarile

    afyonlumurat36

    ebruname

    rufeydem

    fuadyusufoglu

    feyzanur2000

    ferzane

    omermuhtar

    mgezer38


    Image Hosted by ImageShack.us